5 Temmuz 2015 Pazar

Kimyasal Kokulu Bir Staj



Merhaba arkadaşlar. Zaman su gibi akıp gitti der büyüklerimiz hep. Ne okuyacağım, nerde olacağım derken bir de baktım ikinci sınıf bitmiş. Bunu sanırım iki yıl sonra da hangi ara mezun oldum diye dile getireceğim :)


Birçok okul gibi bizde de ikinci sınıfın sonunda üretim stajı yapmamız zorunlu. E iki yılı da bitirdik sıra ilk deneyime geldi. Ailenin yanında okumuyorsan prosedürlerle uğraşmalar seni bekliyor. Evine git, sigorta işlemi için geri okuluna gel vs. Staj yeri seçimi, başvuru süreci gibi işlemlerden sonra nihayet stajım başladı; başlıktan da anlaşılacağı üzere kimyasal kokulu bir fabrikada. İlk gün kendi imkânlarımla gelmem söylendi. Aktarma yapacağım otobüsü kaçırıp yarım saat koşturmanın ardından organize sanayiye giden otobüse yetiştim. O da normalde 20 dakikalık yolu civar köyü dolaşarak bir saatte gitmeyi başardı sağ olsun. Uzatmalı da olsa vardım fabrikaya sonunda.

Beni karşılayan stajyerlerden sorumlu laboratuvar müdürümüz “Gene mi stajyer!” nidalarıyla hoş bir şekilde karşıladı beni. Sohbetimiz “Kâğıt üzerinde de yapabilirsin stajını” teklifleriyle yine hoş bir şekilde sürdü. Şirketin çok sayıda stajyer alması sinirlerini bozmuş anlaşılan. Naylon stajla kendimi kandırmanın alemi yok diye düşünüyorum. Üretim hattını görerek gereken şekilde çalışmak istediğimi vurgulayınca müdür pes edip çalışabileceğim alanları saymaya başladı sonunda. Yer belirlendikten sonra sıra prosesi daha iyi kavramam için kaynak kitaplar verilmesine gelince benim gözüm bir karardı, çünkü hepsi İngilizceydi. Müdür açığımı yakalayınca haklı olarak İngilizcesiz bir hiç olduğumuzu anlattı kibarca. Kibarca diyorum anlayın az daha belgelerimi geri veriyordu :) Önerisi de güzeldi; “Sosyal medya hesaplarını kapat geç sözlüğün başına!”. Hesaplarımı kapattığımı söyleyemem ama hemen başladım çevirmeye. Her zaman aklımda olan bir şeyi gerçekleştirme adına ilk adımı atmış oldum böylece.

Staj yapacağım laboratuvar soğuk olmak zorundaymış. Bunu bilmeyen ben ilk gün donarak kalın giyilmesi gerektiğini de tecrübe ettim. Şanslıyım ki staja çok tatlı insanların yanında başladım. Yardımlarını esirgemediler. Soru sormaktan çekinmeyerek gerekli notlarımı alıyorum sayelerinde. Laf aramızda acayip de eğlenceliler, mezdeke açıp enerji depoluyorlar. Bize filmlerde klasik müzik çalınan ortamları gösteriyorlar, yok öyle burası Türkiye.

Başladığımdan bu yana iş akışlarını inceleyerek o günün işlemlerini gözlemleme ve ucundan tutma imkânım oldu. Fotokopi çektirmelerini umuyordum olmadı neyse ki.

Yaptığım hatalardan biri önüme kalın bir kitap verdiklerinde” Ben kimya mühendisi değilim bu kadara gerek yok” diye itiraz etmem. Mühendislik bakış açısını hayatıma uygulamaya çalışırken stajda unutmuştum. Ama işin kimyasını bilmeden sadece ezber mantığıyla bir yere kadar gelebileceğimi deneyimleriyle anlattı müdürüm.

Boş kalan vakitlerde üretim alanını inceleyip, ben burada Endüstri mühendisi olsam neler üzerinde de çalışırdım gibi küçük notlar almaya çalışıyorum. Dikkatimi çeken şeylerden birisi çalışanların sürekli kullandıkları malzemeleri koydukları dolaplar çalışma alanına uzak bu da onları gün içerisinde çok yoruyormuş. Bunun gibi örnekleri rapor halinde sevgili müdürümüze sunmayı planlıyorum. Bana yine dik dik bakıp neler söyleyecek merak ediyorum doğrusu. Zaten İngilizceyi sökmezsem staj defterimi imzalamamakla tehdit etti. Korkmuyor değilim. Üstüne bir de fabrikanın yönetim kadrosuna staj bitiminde öğrendiklerime dair sunum yapacakmışım. Müdürümden “Orada da soru sorarak seni sıkıştıracağıma emin olabilirsin ;) ” gibisinden bir söz de aldım. Bunun üzerine iple çekiyorum o günü.

Bulduğum fırsatta sosyalleşmeye çalışıyorum. Serviste, ara zamanlarında… Farklı insanlarla konuştukça hep yeni şeyler öğreniyorum. Ve bir kurumu anlamak, kültürünü öğrenmek yine çalışanları dinleyerek oluyor sanırım. Bir de yaşımın onlara göre çok küçük olduğunu anlayan abilerim ablalarım var ki gördükleri yerde başlıyorlar öğütlere.

İlk gün servisten inip oksijeni içime çektiğimde dünya varmış dedim. Dışarıdan izole edilmiş steril bir ortamda çalışmak kolay iş değil doğrusu. Sonradan bünye soğuğa da kimyasalın kafada yaptığı ağrıya da alışıyor tabi. Altı haftanın ilk bir haftasından anlatacaklarım bunlar. Verimli bir süreç olur umarım. 

Merve Özbek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder