4 Nisan 2014 Cuma

17 Herkes Ne Yaşar Endüstri Mühendisi Ne Görür


Yıllar önce lisedeki ilk dersler. Fizik kimya biyoloji bir sürü yeni branş bir sürü yeni ders. Her gelen hoca anlatmaya başlıyor. Fizik hocamız geliyor insana bakın her saniyesi fizik her adımı fizik, fiziksiz attığı bir adım bile yok. Kimya hocamız gelir, ağaca taşa toprağa bakın her yerleri bir eczane-i kimya olmuş. Kimya olmadan bir hayat düşünülemez. Ben dünyaya bakınca kimya görüyorum. Ve diğer hocalarımız, matematikçi için insan matematik olmuş, biyoloji hocamız için biyoloji. 

O zamanlar hocalarımız bunları anlatırken şunu derdim, içimden ama, ya evet siz kimyacı olduğunuz için her şeyi kimya fizikçi olduğunuz için her şeyi fizik olarak görüyorsunuz ama bize haftada 35 saat bunların hepsini birden gösterince biz insanı insan taşı taş toprağı toprak görüyoz derdim.


Ama şimdi bu sözlerimi yiyorum ve diyorum ki insanın branşı ne olursa dünyayı gerçekten öyle görmeye başlıyormuş. İnsanlar ne yaşarlarsa yaşasınlar çevremde olaylar nasıl cereyan ederse etsin ben şu anda tüm dünyayı bir Endüstri Mühendisinin çalışma alanı gibi görüyorum.

Daha Endüstri Mühendisi bile değilim sadece ve sadece adayıyım ama şu anda bile hayatımı bu mesleğimin yönlendirdiğini çok rahat görebiliyorum.

Bir sistem içinde insana bakıyorum hemen kafamda boyunu kilosunu ölçüyorum ayak, el, kol uzunluğunu ölçüyorum bir bakmışım insan benim için ergonomik çalışmalar yürüttüğüm bir Endüstri Mühendisliği alanı olmuş.

Bu arada iyi bir yazılımcı olma yolunda da adım adım ilerliyorum. Bazen program yazıyorum normal bir yazılımcı programına benim eklediğim özellikleri eklemez gerek duymaz, çünkü zaten böyle bir şeyi görmemiştir. Ama ben bir bakıyorum program normal işleyişi devam ederken kenarda bir özellik koymuşum çalışanın verimini ölçüyorum. Yazdığım bilgisayar programı verimlilik analizi yaptırdığım bir Endüstri Mühendisliği alanım olmuş.

Bir fabrika olmasına gerek yok iş yapılan bir bakkala bile girsem kasanın bulunduğu yer çalışanın konumu falan bunları hep düşünürüm. Hatta bir keresinde şunu bile düşünmüştüm alışveriş yapılan her hangi bir yerde yazar kasalar varsa işlem sırasında kasa para işlemi yapılabilmesi için otomatik açılır. Kart ile işlem yaparsanız kasiyerin kasa ile bir işi yoktur. Bir keresinde böyle bir durumda kasa otomatik açıldı ve kasiyer kasayı kapattı. O an düşündüm günde 1000 müşteri gelse 500 ü kartla alış veriş yapsa bu kasanın 500 kere gereksiz açılması ve kapanması demek. Bir sürü açıdan incelenebilir. Birincisi önemli bir zaman kaybı ortaya çıkarmakta. Çalışanın gereksiz yere kaslarını çalıştırması ergonomik açıdan kusurlar doğurmakta ve pek çok analiz. Kasiyer bile branşım için bir çalışma alanı olmuş.

Tabi Endüstri Mühensliği multidisipliner bir branş. Yani pek çok disiplini bünyesinde barındırmakta buda hayata bir sürü açıdan bakmanızı sağlıyor. Bazen kendimi bir marketin yöneticisi yerine koyarım, yiyecekler arasında bir bağlantı kurulup üzerine stratejik çalışmalar yapılmış mı diye düşünürüm. Yani makarnanın hemen yanına ketçapta konmuş mu? Bu soruları sorarken bulurum kendimi.

Girdiğim iş yerlerinde çalışana özellikle sorular sorup ben burada yönetici olsam kesin bu elemanı çoktan kovmuştum düşünceleri ile geçer bazen hayatım.

Özellikle şunu yaparım bir markette çalışanlara bir şeyin yerini sorarım. Özellikle bir malzeme bitmiş ise, şu malzemeyi aramıştım ama var mı diye sorduğumda durun beyefendi bir bakalım var mı dediği anda çoktan kafamda kovmuş olurum o çalışanı. Böyle kökleşmiş şirketlerde firmalarda neresi olursa olsun bir çalışan, bence bir müşteriyi bir sn bile bekletmeye hakkı yoktur. Şirket içinde olan şeylerden her an haberdar olmalıdır.

Bununla ilgili şu olayı hiç unutmam. Yine bir marketteyim hiç çıkmıyorum marketlerden. Bir sucuk markasının İslami usullere uygun olup olmadığını sormuştum çalışan tam 10 dk. uygun olup olmadığını araştırdı. Sonuç, bulamadı. Zaten bulamayacağını sucuk üzerindeki İslami kurallara uygundur işaretini bile bilmemesinden anlamıştım. Çalışanın yine işine çoktan son vermiştim. Eğer bir Endüstri Mühendisi olurda bir yönetici olursam çalışan kişiler yandı. Kusursuza yakın olmak zorundalar.

Öğrenciyiz birkaç arkadaş bir evde kalıyoruz. Evin parasal idaresi bir Endüstri Mühendisi olarak naçizane bende. Bir ay sonu 379 lira doğalgaz 80 lira elektrik 45 lira su faturası gelmiş tam bir fecaat bizim için. Evet dedim işte ortalıkta Endüstri Mühendisi olacağım diye konuşup duruyorsun hadi göster bakalım kendini. Hemen bir maliyet analizi çalışması yaptım girdiye çıktıya baktım gereksiz kullanılmış enerji su doğalgazı tespit ettim tedbirleri aldım. Allah’ım derste gördüğüm şeyler işe yarıyordu. Ve diğer ay sonu inanılmaz bir şey oldu. Doğalgaz 270 elektrik 43 su 10 lira geldi. Mutlak zafer bizimdi. Yaşadığım ev branşım için bir çalışma alanı oldu.

Aslında Endüstri Mühendisliğini bu mesleğin tanımını pek çok kıymetli insandan daha teknik cümlelerle okumuştunuz belki. Ama anlatılan tüm teknik ifadelerin aslında pratikte zaten hayatımızın bir gerçeği olduğunu kendi hayatımdan örneklerle ifade etmeye çalıştım. Bunlar birkaçtı binkaç yapmak çok kolay.

Tüm dünya ne yaşarsa yaşasın sistemde ne olursa olsun Endüstri Mühendisi için hiçbir şey en iyi değildir ve daha iyileştirilmeye muhtaç görülür. Buradan bakarsak Endüstri Mühendisine tek cümlelik bir tanım arıyorsak şöyle ifade edebiliriz belki. Gu karanlık ru ışık demektir. Bir Endüstri Mühendisi gelişi güzel düzenlenmiş ve bu karanlıkla baş başa kalan sistemin Endüstri Mühendisliği ışığı ile daha iyi duruma getiren bir iyileştirme gurusudur diyebiliriz.

Murat Bilginer










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder