24 Şubat 2014 Pazartesi

15 Sevginin Hammaddesi


Sevgi bir kitap olsaydı, ancak önsözü, girişi, gelişmesi ve sonucu şefkat ile yazılırsa çok satan ve topluma yarar sağlayan bir kitap olabilirdi.

Dünya artık küçük bir köyden farksız hale geldi. Gelişen teknoloji sayesinde sanki tüm insanlık bir mahallede dip dibe yaşıyoruz gibi. Toplum halinde bir arada sorunsuzca yaşayabilmemizin kaidesi ise bir birimizi sevmekten geçiyor.

Belki de Yunus un yaratılanı severiz Yaratandan ötürü söylemi de toplum halinde huzurlu bir yaşamın yolunun insanları sevmekten geçtiğini belirtiyordu.

Tabi sevmek deyince bir sürü sevmekten bahsedilebilir. O yüzden her sevmenin de ham maddesi farklı olacaktır.

Aşk çok garip bir hammadde mesela sevgi için. Bazı aşklar ilk görüşte olur hem de ne olmak sırılsıklam. Aşk ikili bir deliliktir desem abartmış olmam herhalde. Öyle kalbe bakan yönü pek yok gibidir aslında, göze bakan tarafı daha yoğundur. Belki de hoşlanmanın adına aşk der olduk biz. 


Aşk karşılık bekler birde. Aşık olduğunu söyleyen kişi hemen karşısındakinin de aşk ile ona karşılık vermesini bekler. Sabır kat sayısı azdır aşkın. Her an olumsuz sonuçlar doğurabilecek bir potansiyele de sahiptir aslında. Şöyle şeyler duyarız çoğu zaman biraz uç bir örnek ama olmuyor da değil. Genç, aşık olduğu kızdan istediği karşılığı göremeyince kızı 9 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Asabide aşk. Öyle pek tahammülü ve sınırları da yok. Biraz da bencil ve de çıkarcı. Hep ben mutlu olmalıyım düşüncesi hakim aşkın. 

Bu açıdan bakınca biraz kusurlu bir hammadde gibi duruyor aslında. 

Aşk hammaddesi ile oluşturulmaya çalışılan sevgi bir kalite kontrolden geçirilse %90 ı tekrar işleme sokulmak üzere kusurlu ürün olarak geri döndürülür herhalde. Aşk ile oluşturulduğu düşünülen sevgi bir bitiverse kişiler arasında düşmanlık bile başlar.  O yüzden toplumu huzurlu bir halde yaşatacak sevginin aşk ile oluşma ihtimali pek yok gibi.

Bir diğer hammaddemiz ise muhabbet.

Muhabbet hammaddesi ise biraz daha makul bir hammadde gibi duruyor. Sosyal bir varlık olarak insanın en ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir birine karşı muhabbet besleme. Muhabbette aşk gibi karşılık bekler ama onun bulamadığı karşılık sonunda pek öyle ortalık kan gölüne dönmez. Çıkarcı mıdır muhabbet çıkarcı değildir ama kırılganlık seviyesi biraz fazladır. Karşılık görülmediğinde genelde kırılır muhabbet. Kalp deki sevgiye 3 katmanda bakarsak muhabbetle oluşacak sevgi ikinci kata denk gelir ki karşılık bulduğu sürece devam eder biterse karşılık bulamadığında biter ama olumsuz şeylere sebebiyet vermez. Biraz olaya teknik bakarsak muhabbet ile oluşan sevgi kalite kontrolden geçirilse kusurlu ürünlerin çoğunun işi yapan ekip kaynaklı olduğu görülür. Muhabbet ile oluşan sevgi kusursuz olursa kalbin 3. Katındaki sevgiye doğru gidebilir.

Son olarak oluşacak sevgi için kullanılacak hammadde şefkattir.

Şefkat, bu kusursuz bir hammaddedir. Hiç düşündünüz mü bir annenin evladına olan sevgisi neden hiç bitmez. Çünkü anne evladını ne bir aşk ile sever nede bir muhabbet duygusu ile,  anne evladını tamamen şefkati ile sever. 

Şefkat öyle bir hammaddedir ki karşılık beklemez. O hep vermeyi sever. 

Mevlananın ne olursan ol yine gel sözündeki karşısındakine beslediği sevginin şefkatinin bir eseri olmadığını kim söyleyebilir ki. Hiç karşılık beklemeden sevmek kusursuz sevmek şefkat hammaddesi ile oluşturulan sevgi ile mümkündür.

Şefkatin kardeşi merhamettir. Şefkat merhameti doğurur. İnsan oluşan bu özellik ile asıl sevginin ve sevmenin de tadına ulaşabilir belki de. Karşındaki sevmese de sevmek ancak şefkat ile mümkündür. 

Şefkatin karşındakini de sana bağlama özelliği de vardır aslında. Düşünsenize annesi uyarı mahiyetiyle küçük oğluna birkaç fiske vuruyor ama o küçücük çocuk ağlarken yine anne diye ağlıyor. Nasıl bir sevmek, karşındakini döverken bile yine senden medet umacak kadar sana bağlayabilir ki.

Daha küçücük bir bebek sevgi nedir bilebilir mi ama 10 günlükken annesinin kucağını arar annesinin kucağında rahat eder o kucakta huzura kavuşur. İşte Şefkat öyle bir lisandır ki bu dili kör de görebilir sağır da duyabilir. Hiç bir şeyden haberi olmayan 10 günlük bir bebek de hissedebilir.

Şefkate bir de peygamber ahlakı olarak da bakarsak olaya daha fazla açıklık gelmiş olacak sanırsam. 

Çoğu Peygamber daha çok küçükken babaları ölmüştür. Hz. Musa’yı (A.S) annesi büyütmüştür. Hz. İsa’yı (A.S) zaten sadece bir anneden Allah'ın hikmeti ile doğmuş babası olmayan Peygamberdir. Efendiler Efendisi Efendimiz (S.A.V) de daha anne karnında altı aylıkken babasını kaybetmişti. Belki de babası tarafından büyütülen bir çocuk biraz daha gaddar olabilir ama Allah belki de şefkat timsali olacak ümmetlerini şefkatle ve merhametle sevecek peygamberlerini sadece annelerinin eliyle büyütmüştür.

Allah katında bu kadar kıymetli olduğunu düşündüğüm şefkat ile oluşacak sevgi ürünü ise bir kalite kontrolden geçirilse belki de bir ürün bile geriye dönmeyecektir.

Sevginin önsözü şefkat ile yazılırsa, o sevgi romanının girişi, gelişmesi ve sonucu da şefkat ile yazılacaktır. Böyle bir sevgi ise fedakar gönüllerin başarabileceği bir iştir. Böylesi bir sevgi toplumu dim dik ayakta tutacaktır.

Şefkat ile yazılmaya başlamış sevgi romanlarımızın son satırlarını da şefkat ile yazıp güzel bir şekilde romanın kapağını kapatabiliriz inşallah.


Murat Bilginer











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder