13 Kalbime Akan Gözyaşlarım


Aşk diye fısıldadı genç.

Aşk…?

Sonra gözlerini kapattı.

 Sevmek dedi.

Sevmek…?

Gözleri hala kapalıydı.

Aklına sevdiği gelmişti aşkından ölebileceğini düşündüğü sevdiği. Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

Gözlerinden yaşların süzüldüğünü gören orta yaşlı adam gence seslendi.

"Genç adam adın ne?” dedi.

“Ne önemi var ki dedi. Ahmet, Mehmet ne fark eder ki."

“Sen ne istiyorsan o olsun” dedi genç.

Adam bilge ve sakin duruşundan hiç taviz vermeden "tamam genç adam o zaman ben sana Yiğit diyeyim” dedi.

“Diyebilirsin fark etmez” dedi genç.

"Hayatına bir şey katmayacak bir ismin ne olduğunun da önemi yoktur deyiverdi sessizce."

Sevmezdi pek konuşmayı. Normalde Kulaklığını takar yanındaki adama hayırlı yolculuklar der kafasını camdan tarafa çevirir ve müzik dinlerdi.

Ama adamın bilge duruşu onu etkilemişti.

Adam seslendi tekrar genç dedi “ karşı köyün dört güzeli desem aklına ne gelir dedi”.


Çocuk mahcup bir şekilde bilinçaltının aklının odalarına getirdiği o bilgiden kendini alamamıştı çünkü güzel denince aklına gelecek olan şey belliydi.

Ne geldi ki sahi aklınıza karşı köyün dört güzeli deyince?

Genç önce kendini bu düşünceden kurtardı çünkü bu bilge gözüken adama aklına gelen güzel tanımını yapamazdı yaşadığı ana geri geldi sonra başını öne eğdi ve gözlerindeki yaşları sildi.

"Niye sustun yiğidim" dedi adam.

Omzunu silkti genç.

"Dinle yiğidim" dedi. 



Bir gün bir alime sormuşlar karşı köyün dört güzeli deyince aklına ne geliyor diye.

Alim sorana şöyle cevap vermiş.

Karşı köyün dört güzeli deyince aklıma Hz Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Osman (R.A) gelir demiş.

"Kim için aşk yaşarsan karşı köyün güzeli odur" dedi adam gence. 

"Aşk yaşayacaksan öyle biri olmalı ki  karşı köyün güzeli dediklerinde tereddüt etmeden düşünmeden söyleyebileceğin kişi olmalıdır" dedi.

"Peki aşk ne ki?" dedi bilge adam.

Genç az önce kendine sorduğu soruları bir de adamdan duyuyordu. Aklında bir sürü şey dolaşıp duruyordu ama bunları bu bilge adama söyleyebilecek kadar güçlü hissedemedi kendini.

Genç dedi 1400 yıl evveli.

"İki can dost. Müşriklerin zulmünden kaçmak için Sevr mağarasına sığınırlar. Hz Ebubekir(R.A) önden girer mağaraya, etrafı toparlar.Ve Sıddık-ı Ekber (R.A) mağaranın duvarlarında da delikler olduğunu görünce kıyafetinden parçalar koparıp delikleri kapar. Bakar ki içerisi güvenli, Kainatın Efendisini (S.A.V) davet eder içeri.

Daha sonra Kainatın Efendisi, Efendimiz (S.A.V)  can dostunun, sevdiğinin dizleri dibine kendini güvende hissederek uzanır.

Sıddık-ı Ekber'in (R.A) ise gözlerinde uyku yok. Her an etrafı izliyor. Deliklerden birini de kapatacak parça kalmadığı için ayağıyla kapamıştır.

Derken müthiş bir acı hisseder topuğunda. Ayağıyla kapattığı delikten çıkmak isteyen yılan sokmuştur Hz Ebubekir'in (R.A) ayağını. Öylesine acı içinde kalmıştı ki ama kıpırdamıyordu Sıddık-ı  Ekber(R.A). Efendimiz (S.A.V) rahatsız olup uyanmasın diye. Ama öyle acıyordur ki canı gözlerinden yaşlar süzülmeye başlar bir kaç dk sonra.

 Yaşlar Efendimizin mübarek yanağına düşünce Efendimiz (S.A.V) açar gözlerini.

Efendimiz "ne oldu ya Ebu Bekir?" der.

Hz Ebubekir(R.A) anlatır durumu ayağımı yılan soktu ya Resulullah der.. Ama mühim değil der ve ekler.

Hz Ebubekir de cevap netti. 

Anam babam sana feda olsun ya Resulullah der.

"Aşk bu işte genç" dedi adam.

Gencin gözlerindeki yaş bu sefer ilk baştaki durumdan dolayı akmıyordu. Süzülen yaşlara hiç müdahale etmedi. Belki de akan o yaşların ilk defa bu kadar anlamlı olduğunu düşünüyordu. Her damla ine bildiği kadar aşağı insin istedi. Kalbine aksın o yaşlar istedi belki de.

"Adam yiğidim dedi içindeki Resulullah (S.AV) gözyaşlarınla uyanır" dedi. 

"Nefs denen yılan sokar seni ama sen dayanır sabredersen gözyaşlarınla Allah a yönelirsen dua dua yalvarırsan o zaman içindeki Rasulullah (S.A.V) uyanır"dedi.

Gencin gözyaşları sırılsıklam etmişti tüm iç alemini.

Sevmek dedi adam ya sevmek?

Genç ağzını açıp bir kelime bile edemiyordu o bilgenin dünyasından çok uzaktı. Yine başını önüne eğdi.

Bilir misin genç dedi sonsuz sevmek verilmiş kalbine. Allah ı unutup sonlu bir faniyi seven insan kalbine nasıl büyük bir ihanet eder anlayabiliyor musun genç? dedi adam.

Anlıyorum diyebildi sadece.

Sevmek ise sevdiğin için canından geçebilmektir dedi adam.

Öyle bir kişi için canından vazgeçebilmelisin ki seni ondanda çok sevene kavuştuğunda, ona zaten sevdiğin sayesinde çok yakın olduğunu görebilmelisin dedi adam.

Genç çok etkilenmişti. Bu 15 dk lık konuşma bir ömrüne bedel gibi geldi.

Gözlerinden yaşlar süzüldü tekrar. 

Rabbinden ne kadar uzak olduğunu düşününce daha bir hüzünlendi gözleri, kalbi, elleri, ağzı, tüm vücudu.

Uyandığında yanındaki bilge adam yoktu inmişti.

Kafasını cama dayamış bu sefer tek bir şey istedi.

Uyansın istedi sadece o sevgili uyansın kalbinde, gözyaşları süzüldü gözlerinden.

Murat Bilginer











Yorumlar